1940’lar Türkiye’de ekmeğin karneye bağlandığı yokluk, sınırlarımıza kadar uzanan dünya savaşının ve karartma gecelerinin yaşandığı yıllar…Ülkede yaşanan bu yokluğun ve zorluğun içinde Nevzat Pekuysal’ın 1942’de borçlanarak aldığı Austin marka eski bir kamyonla Ilgaz Dağları’nın karlı buzlu yollarına rağmen İstanbul’a tomruk taşımacılığıyla başlayan bir yolculuk Varan’ın yolculuğu…
Pekuysal’ın ilk gençlik yıllarında önce bisiklet tamirciliğiyle ardından Austin marka kamyonla devam eden taşıt araçlarına olan ilgisinin, 1946’da İstanbul-İzmit arasında yolcu taşımacılığıyla başlayan Türkiye geneline yayılmış ofis ve acentelerde 2.000’i aşkın çalışan ve yüzlerce lüks araçtan oluşan filoluk otobüsle yurtiçi ve yurtdışında yüzlerce noktaya düzenli seferler yapan, kendine ait çağdaş mola merkezlerine sahip dev bir şirkete dönüştürmenin 64 yıllık hikayesi.
Pekuysal, “Daha askerliğimi yapmamıştım. Borçlanarak Austin marka eski bir kamyon aldım. Sahibi çalıştıramamıştı. Hesaplı gelmişti fiyatı. Bir kısmını da çalışıp ödeyecektim. O zaman kamyonculuk oldukça kazançlı bir işti. Zonguldak, Bartın, Kastamonu, Cide ve Kitre’den İstanbul’a tomruk çekecektim. Yollar şimdiki gibi değildi. Bu işi yapmaya kimse cesaret edemiyordu. Karda buzda Cide’den bir haftada İstanbul’a geliyordum. Zincir tak, çöz elim ayağım buz kesiyordu”. diye anlatacaktı Varan yolculuğunun başlangıcını.
İlklerin Markası Varan’dan 1970’lerde AB Standartlarnda Hizmet
Karayolu yolcu taşımacılığında uluslararası standartların yerleştirildiği seyahatin keyfe dönüştürüldüğü bu dönemde hizmet kalitesinin artırılması ve sektörün gelişmesini sağlayan pek çok adım atılmıştır. Yolculuğu bir bütün olarak düşünen “Ben yolcumu temizlik ve güvenlik sorunu olan benzincilerin wc’lerine muhtaç etmek istemiyorum. Olur olmaz yerde yemek yemelerine gönlüm razı değil” diyen Nevzat Pekuysal, bu amaçla Türkiye’nin ilk bağımsız mola merkezini Bolu Dağı’nda açarak çağdaş bir mola merkezlerinin de öncülüğünü yapmıştır.
Tarihler 1981 yılını gösterdiğinde dönemin turizm müsteşarı Varan’ın yetkililerini bakanlığa çağırmış ve o dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in, Varan Turizm’in Antalya hattı açmasını arzuladığını belirtmişti. O dönemde radyo ve televizyonda sık sık çalınan "Antalya’da mutlu bir Hollandalı" şarkısı ile Türkiye’de turizm seferberliği başlatılmıştı. Cumhurbaşkanı Evren’den gelen talep Nevzat Pekuysal’a iletildi. Pekuysal “Düşünülecek bir şey yok. Devlet bize ihtiyaç duymuş. Derhal hazırlıklara başlayın" talimatını vermişti.
Antalya hattı için şirketin işletme, finans ve inşaat departmanları çalışmalara başladıklarında bürokratik işlemler de ulaştırma bakanlığı koridorlarında sürdürülüyordu. O dönemde Türkiye’de otobüs şirketleri sınıflandırılarak bilet fiyatları bu sınıflandırmaya göre yapılıyordu. Varan’ın Antalya hattı başvurusunun değerlendirilmesi için lüks hizmet şartlarının yerine getirilmiş olması koşulu aranıyor, tüm belgeler tek tek inceleniyordu. Bütün bu çalışmalar sürerken trajikomik bir olay yaşanacaktı. Bakanlık A sınıfı bir restoranda mola şartı arıyordu. Ancak, Türkiye’nin turizme açılan kapısı Antalya yolunda A sınıfı restoran bulunmuyordu. Ulaştırma bakanlığı lüks mola yeri olmadığı için şartname gereği Antalya hattına bilet fiyatı belirleyemiyordu. Bu şartlar altında Varan’ın Antalya hattını açması mümkün görünmüyordu. Merkezde ve Antalya’da hızla yürütülen işlemlerin neredeyse hepsi tamamlanmış, ancak bakanlıktan belge alma aşamasında işlemler kilitlenmişti. Bakanlık yetkilileriyle Varan yöneticileri arasında "Sorun bizden kaynaklanmıyor, ne yapalım? Antalya hattı açacağız diye A sınıfı restoran mı yapalım?" şeklinde tartışmalar sürerken Nevzat Pekuysal, bu olaya hiç tepki vermiyor. Varan yöneticileri gibi bakanlık yetkililerini suçlamıyordu. Ankara-Antalya otobüsünün Uşak Bahçeli restoranda mola vereceği beyan edildiğinde yönetmelikte "güzergah üzerinde" ifadesi bulunmadığı için bakanlıktan belge alınabilecek ve sorun komik bir şekilde çözülecekti. Antalya hattı bürokratik engele rağmen akılcı bir çözümle hizmete açılacaktı.
Varan V Mola Merkezleri Doğuyor
İstanbul – Antalya hattının ilk seferinden henüz bir hafta geçmemişti. Antalya’ya ilk seferle giden Nevzat Pekuysal, İstanbul’a dönüş yolunda A sınıfı restoran ihtiyacını karşılamak üzere Antalya-İzmir yolu üzerinde belirlediği bir arsayı satın alacak ve molada nostaljinin adresi olan Varan Bolu Tesisi’nden sonra modern şartlarda hizmet verecek ikinci mola merkezini Afyon’da hizmete açacaktı. Antalya-İzmir yol üzerinde alınan arsa üzerinde 1 yıl gibi kısa sürede Türkiye’nin en modern mola tesisi Varan Afyon Tesisler’i hizmete girecek, Akdeniz ve Ege’ye seyahat eden milyonlarca seyahat severin vazgeçemediği mola merkezi olacaktı.
Turizm seferberliğinin başladığı bu dönemde karayolu yolcu taşımacılığının modernleşmesi için atılan bu adımların hemen ardından İstanbul’dan Ege ve Akdeniz’e yolculuk yapanların modern şartlarda hizmet alabileceği Varan Mustafa Kemal Paşa ve Varan Pamukova Tesisleri de hizmete açılacaktı. Karayolu yolcu taşımacılığının kalite standartlarının belirlendiği ve çağdaş yolcu taşımacılığının temellerinin atıldığı 1980’li yıllarda yapılan bu çalışmaların yanı sıra sektörde gıptayla izlenen pek çok ilke imza atılmış ve Varan kararlılıkla büyümeye devam ederek bugün 2.000 insan çalıştıran dev bir şirket haline gelmiştir.